SÜKÛTUN ÇIĞLIKLARI:.

Çığlıklarımız nostaljiye mahkûm olamaz. Nostaljilere mahkûm duygulardan ne hayır gelir. Bizim çığlıklarımız mazidir, haldir ve istikbâldir.

  • “Bismillah Her Hayrın Başıdır”

    bismillah.gif
  • Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

    Diğer 8 takipçiye katılın

  • Kitap Kitap Kitap

  • MP3 ÇALAR

    Aşadaki MP3 ÇALAR ı dinleyebilmek için klasörlerden dinlemek istediğinizi klasörü seçin. Daha sonra da içindeki dosyalardan istediğiniz mp3 ü tıklayın. Ayrıca Dinlediğiniz dosyanın üzerinde mause nuzun sağ tuşuna basarak indirebeilirsiniz.
  • Fotoğraflar

    142_Buyuk

    141_Buyuk

    112_Buyuk

    98_Buyuk

    95_Buyuk

    91_Buyuk

    87_Kucuk

    85_Buyuk

    82_Buyuk

    81_Buyuk

    Diğer Fotoğraflar
  • RNK’dan

    soz.jpg
  • Işık Adam Şiiri

    Fethullah Gülen Bediüzzaman Said Nursi
  • Twitter Güncelleştirmeleri

    Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

  • Osmanlıca Kursu İndir

    1. Bölüm indirbutonu.jpg

    2. Bölüm indirbutonu.jpg

    3. Bölüm indirbutonu.jpg

    4. Bölüm indirbutonu.jpg

    5. Bölüm indirbutonu.jpg

    6. Bölüm indirbutonu.jpg

    7. Bölüm indirbutonu.jpg

    8. Bölüm indirbutonu.jpg

    9. Bölüm indirbutonu.jpg

    10. Bölüm indirbutonu.jpg

    Tamamı indirbutonu.jpg

  • Haziran 2008
    P S Ç P C C P
    « May   Tem »
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    30  
  • Toplam Gösterim

    • 452,315 gösterim
  • Meta

  • Aktif Ziyaretçi

    page counter
  • Tavsiye Linkler

    sızıntı okumak hayatı okumaktır
  • linkk
  • Linkler

Isaac Newton Hâlâ Çok Yeni

Posted by Mecnûn 18/06/2008

İntegral ve diferansiyel hesap teknikleri, ışığın ayrıştırılması, hareket kanunları İle ağaçtaki bir elmanın yere düşüşünden tâ uzaklardaki bir galaksiye ait bir yıldız çevresindeki gezegenlerin dönüşüne kadar sayısız hâdiseyi birbirine bağlayan “alemşümul çekim kanunu” gibi hususlardaki muazzam başarıları; İsaac Newton’u dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü ilim adamlarından biri yapmıştır.

Ustası Galileo’nin hayata gözlerini kapadığı 1642 senesinde İngiltere’nin Colsterwoth kentinde doğan Newton’un hayatı hep başarılar, hayranlıklar ve takdirlerle doludur. Yani onun kaderinde, Galileo’nin sıkıntıları, acıları hayâl kırıklıkları yoktu. Bernard Russel: “Newton’un bir san’at âbidesi kadar güzel ve sağlam olan eserinin bir eşi daha, olsa olsa zamanımızda Einstein’in izafiyet teorisinde bulunabilir.” diyor.

Şüphesiz kâinatın mekanik, psikolojik, estetik ve felsefî cephelerden bir çok görünüşleri vardır. Tabii, Newton gibi bir dâhi, bu cephelere karşı gözlerini kapayamazdı. ünlü eseri Principia’da şunları yazıyor: “Bu güneş, gezegenler ve kuyruklu yıldızların âhenkli ve güzel sistemi ancak gücü her şeye yeten ve her şeyi bilen bir Zâtın irade ve kudretinden kaynaklanabilir. Allah sürekli kalıcı ve her yerde hâzır ve nâzırdır.” Geçtiğimiz yıllarda “Minnesota Technology” adlı dergide şu makale yayınlandı:

“İsaac Newton güneş sisteminin benzeri bir cihaz yaptı. Bu cihazın kolunu çevirdiğinde gezegenler,hesaplanmış hızlarına göre kendilerinin ve aynı zamanda güneşin etrafında dönmeye başlıyorlardı. Birgün evinde otururken, Allah’a inanmayan bir dostu ziyaretine geldi. Bu muhteşem tertibatı görünce hayretle:

“Ne kadar güzel bir şey, kim yaptı bunu?” diye sordu. Newton:

“Hiç kimse” deyince,

“Herhalde ne söylediğimi anlamadın?”

“Evet, ne dediğini anlıyorum. Bu cihaz kendi kendine tesadüfen oluştu ve evrimleşerek bu hâle geldi.”

“Sen herhalde beni deli sanıyorsun?” Konuşmanın burasında Newton yerinden kalkar ve elini misafirinin omuzuna koyarak:

“Bu gördüğün cihaz güneş sistemi dediğimiz ve kanunlarını senin de bildiğin eşsiz yapının basit bir modelidir. Güneş sisteminin bu basit maketinin bir yapıcısı olması gerektiğini müdafaa ediyorsun da, aslının bir yaratıcısı olacağını niçin kavrayamıyorsun?” der.

İsaac Newton ışığa ait eseri “Optics” in 28. suâlinde şunları yazıyor; “Tabiat felsefesinin (O zamanlar fiziğe böyle denilirdi) başlıca işi, hipotezlere kapılmadan hâdiselerden delil getirmekve asla mekanik olmayan ilk sebebe ulaşana dek, neticeden sebebi bulmaktır.” O hâlde, acaba “maddî olmayan, bilen, gören, gerçek mânâda hayat sahibi, her an her şeyi gücü, iradesi, bilgisiyle kontrol altında tutabilen” bir Yaratıcının olduğu hâdiselerden çıkarılamaz mı? Evet, Allah kâinat makinesini bir defa kurup kendi hâline bırakan bir ilk sebebten ibaret değildir. O geçmişte, şu anda ve sonsuza kadar gelecekteki bütün hadiseleri istediği şekilde tasarruf gücüne sahiptir; bunların hepsini sonsuz ilmiyle bilir. “Kudret ve iradesiyle de idare eder.”

Newton; bütün eserlerinde yer alan uzun teorik ve matematik ifadelerle İktifa etmeyerek, Allah’ın varlığının ve birliğinin ispatını kâinattaki âhenk, nizam ve hikmet ile göstermiştir. O, “tabiatta boş yere bir şey yapılmıyor” düşüncesini, en basit şeylerden en mükemmel neticelere ulaşılmasının, kâinatta gördüğümüz âhenk ve güzelliklerin, hayvanların şaşılacak şekilde yapı hususiyetlerinin ve “içgüdülerinin” hep Allah’ın gücüne dayandığını, fizik ve matematik başarılarını aratmayacak ustalıkla göstermeyi başarmıştır.

Sözü yine ona bırakalım: “Hayvanların uzuvları ve gövdeleri bu göz kamaştırıcı sanatta nasıl oluş tu? Hârika uzuvlar hangi hikmetle takıldı? Görme metod ve sırlarını bilmeden, gören bir gözün yapılması mümkün müdür? Yahut ses kanunları bilinmeden, duyan kulak yapılabilir mi? Hayvanların şaşırtıcı davranışları hangi ilham kaynağına dayanıyor? Binaenaleyh, Yaratıcı’nın varlığı asla şüphe götürmez. Çünkü kâinattaki en ufak bir cüz, içindeki parçaların terkip ve yapısıyla bunların zamana ve mekâna uygunluğu, gücü herşeye yeten ve ilmi sonsuz olan bir Zat’tan gelmiş olmasını zarurî kılar. “Zamanımızda bile fiziğin temel eserleri sayılan kitaplarındaki, ilimle elele bu türlü görüş ve mütalâalar, “Attraction Üniverselle et Religion Naturelle de Newton isimli çalışmasında “Helene Hetzger” tarafından derlenmiştir. Newton, Allah tarafından kendisini anlatan ve dev bir kitap olarak tanzim edilmiş bulunan kâinat kitabında okuduklarını, yine Allah’tan bir mesaj olan İncil’le karşılaştırdığı zaman, İncil’in aslına benzemediğini farketmiştir. Voltaire’in “Lettres Philosophioues” adlı kitabında yer alan yedinci mektubunda, Newton’un, Hristiyanlığın teslis denen inancını reddederek; Hristiyanları tek, eşsiz, benzeri, dengi ve ortağı olmayan Allah’a inanmaya çağırdığını görüyoruz.

 Joseph Spencer, “Anecdote”ların İsaac Newton’un; yazdığı her satırda, söylediği her sözde kendisine karşı saygıda kusur etmemeye sonsuz itina gösterdiği Yüce Yaratıcı’sının muhteşem eseri olan kâinatın mükemmelliği ve büyüklüğü karşısında aczini, ölümünden biraz Önce şöyle ifade ettiğini yazar: “Başkalarının beni nasıl gördüğünü bilmem. Fakat ben kendimi kumsalda oynayan (-önünde hiç keşfedilmemiş engin bir gerçekler okyanusu, uçsuz bucaksız yayılmış duruyorken-) bulduğu bir cilâlı çakıl taşı veya güzelce bir istiridye kabuğuna sevinen bir çocuk gibi görüyorum.”

 

Dr. Fuat Bozer

 Sızıntı Dergisi nin geçmiş sayılarından iktibas edilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: