SÜKÛTUN ÇIĞLIKLARI:.

Çığlıklarımız nostaljiye mahkûm olamaz. Nostaljilere mahkûm duygulardan ne hayır gelir. Bizim çığlıklarımız mazidir, haldir ve istikbâldir.

60 Soruda Uğur Işılak

Posted by Mecnûn 24/06/2007

 Soru:
Kısaca Uğur Işılak’ı tanıyabilir miyiz?

Cevap:
Esareti esir eden
Dosdoğru bir hatadayım
Firariyim beş hasseden
Görünmez bir kıtadayım

Dert arayıp aralarda
Şifa buldum yaralarda
Okyanusum karalarda
Gizemli bir rotadayım

Başa geldim döne döne
Sona kaldım geçtim öne
Eriyorum günden güne
Gönül adlı potadayım

Rüzgar sustu, sevdam esti
Umutsuzluk umut kesti
Türkülerim türkü üstü
Sekizinci notadayım

Soru:
Beğenimize sunulan ‘albüm’ tüketiciye ulaşıncaya kadar hangi aşamalardan geçer?

Cevap:
İlk aşama olarak yüreğimin süzgecinden geçer, daha sonra da stüdyo, dolum, klip v.s.
Soru:
Sizce ‘ilham’ nedir, ilham kaynağı nerededir ve sanatçı için ne kadar önem taşır?

Cevap:
İlham iki kutuptur. Bir kutbuyla azgınlaşan nefsin telkinleri itibariyle, insanı aşağıların aşağısı yapan, diğer kutbuyla da, aklın ve zekanın tükendiği yerde başlayıp, benlik ve gurur duygularının ötesinde tecelli eden, zaman ve mekan üstü bir boyutta insanı sararak, onu sonsuz bir aleme taşıyan kutsal bir vasıtadır… ‘İlham’ sanatkar için önemli midir sorusuna gelince, ilham belki de müspet veya menfi manada, sanatkarı sanatkar kılan en önemli vesile kaynağıdır diyebiliriz…

Soru:
Zaman nedir, nasıl kıymetlenir?

Cevap:
Zaman; zamansızlığa kurulan bir köprüdür. Zamanın kıymetlenmesi, zamanı zamansız bir potada eriterek, zamansızlığa yürümekle mümkündür.

Soru:
Paraya ve lükse bakışınız nedir?

Cevap:
Maalesef günümüzde eksireyetle parayı harcayandan çok, paranın harcadığı insanlara şahit olmaktayız. Bu da paranın ve lüksün umumiyetle iktidar olduğunu gösteren bir manzara. Onun için madde noktasında hadiselere bakış açım şudur; bir nesnenin varlığı ile yokluğu arasında farkın kalmadığı andan itibaren, maddeye sahip olmanızda bir beis yoktur. Aksi takdirde madde size sahip olacaktır. Maddeyi kalbimden ziyade, cebimde taşımayı yeğliyorum. En büyük lüksüm de 6 saati aşan uykularım.
Soru:

Siyaset sizce nedir ve nasıl olmalıdır?

Cevap:
Bana göre toplumsal nizamın temel unsurudur. Siyasetin temelini ahlaki değerler oluşturmalıdır. Bir düşünürümüz diyor ki…’Siyaset ile ahlakı birbirinden ayıran, ikisinden de anlamıyor demektir…’

Soru:
Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?

Cevap:
İştigal ettiğim alanın, bir şekilde siyasi bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Çünkü sanat, tıpkı siyaset gibi, toplum nizamına olumlu veya olumsuz tarafıyla etkili olmaktadır. Hatta sanatkarın bazı yönleriyle siyasetçiden daha etkili olduğunu söylemek de mümkün. Sanatkarların seveni, her zaman siyaset adamlarından daha fazla olmuştur. Çünkü gerçek bir sanatkar, hiçbir surette birilerinin güdümüne girerek, menfaatçi bir zihniyetle ruhunu pazarlamak noktasına gelmez. Ayrıca sanatkarın kendi inisiyatifiyle hareket edip, toplumun içinde bulunduğu buhranı, acıyı veya sevinci tarafsız ve özgür bir şekilde ifade etmesi, insanların kısılan sesini duyurması, onu daha farklı kılmaktadır. Bu yönüyle sanatı değerlendirdiğiniz vakit, ne kadar meşakkatli ve ne kadar sorumluluk gerektiren ve ne kadar ciddi bir iş olduğunu da anlamak mümkün olur. Onun için şimdilik siyaseti düşünmüyorum, çünkü boş oturmaya niyetim yok.

Soru:
Sanat ne için icra edilir?

Cevap:
Sanatkar olunduğu için, sanatkar olmak için değil.

Soru:
Dünya görüşünüz nedir?

Cevap:
Nerden geldiğimi, nereye gittiğimi ve ne için var olduğumu idrak edip, bu uğurda tavizsiz ve riyasız bir hayat yaşamak…
Soru:
Dünya görüşünüzü sanatınıza yansıtıyor musunuz?

Cevap:
İcra ettiğim sanat dünya görüşümdür. Benle alakası olmayan şeyler, eserlerimde de mevcut değildir.

Soru:
Sanatçı taraf olmalı mı?

Cevap:
Bitaraf olan bertaraf olur.

Soru:
Hedef kitleniz kimdir?

Cevap:
Yüreğinde kulağı olan herkes.

Soru:
Dinleyicinizden beklentiniz nelerdir?

Cevap:
Zaten dinleyicilerimiz, bizi dinlemekle beklentimizin büyük bir kısmına karşılık vermiş durumda. Sanat eserini meydana getirmek kadar, onu dinleyip, özümseyebilmek de sanatın ayrı bir boyutu diye düşünüyorum. Onun için mesuliyet duygusu da müşterektir. Kaliteli bir neslin oluşması için kaliteye destek olunması ve o kalitenin en üst noktaya taşınması bir vazife kabul edilmeli. Bu noktada zaten bizi sevenler her fırsatta bu birlikteliği teyit eder mahiyette tepkilerini gösteriyorlar. Gerek tv programlarına çektikleri fakslar, gerek mektuplar, gerekse kendi aralarında samimi duygularla yaptıkları tanıtımlar. Onların o samimi sevgisi bütün promosyonları geride bırakıyor.

Soru:
Magazin programlarında sizi neden göremiyoruz?

Cevap:
Boş şeylere vakit ayırmadığımdandır. Ayrıca magazine malzeme olacak tarafımın olduğunu zannetmiyorum.

Soru:
Magazinlere karşı bir tavrınız var mı?

Cevap:
Tavır koyduğum şeylerin ciddiyeti olmalı.

Soru:
Dostunuzu ve düşmanınızı nasıl seçersiniz?

Cevap:
‘Eller yahşi, ben yaman
Eller buğday, ben saman’ diyerek…Böyle dediğiniz vakit kötü insan kalmıyor. Yunus Emre diyor ki: ‘Cümleler doğrudur, sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen…’ Dost ve düşman seçiminden evvel, kendiniz ne kadar dost olabilmişsiniz, bu soruyu sormanız gerekir.
Soru:
Düşmanıza hangi tavrı takınırsınız?

Cevap:
Dua ederim.

Soru:
Ülkemizin ve dünyanın bugününü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap:
Ülkemiz doğum sancısı çekiyor, dünya da doğurduklarından çekiyor. Türkiye yeni bir diriliş hamlesiyle yeni bir dünya nizamının öncülüğünü yapabilecek bir potansiyele sahiptir. Köksüzlükten kurtulduğumuz vakit öksüzlükten de kurtulacağız. Dünya, bizim hapsettiğimiz değerlere muhtaçtır…

Soru:
Yarınlar için neler öneriyorsunuz?

Cevap:
Yaşadığımız anın hakkını vermeyi.

Soru:
İyi kötüden ne kadar uzaktır?

Cevap:
Bir an kadar.
Soru:
Mert tavır, sert duruş ve ağırbaşlılığınızla tanınıyorsunuz. Dinleyici ve izleyicilerin bu hususta size ulaşan tepkileri nedir?

Cevap:
Mertlik atalarımdan yadigar. Sertliğime gelince.., aslında sert bir insan değilim fakat öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, bu devirde ‘yumuşak’ olmayana herkesin sert diyesi geliyor. Ayrıca bundan hiç rahatsız değilim, bu hususta bizi sevenlerin tepkisi de çizginin doğruluğunu teyit ediyor zaten.

Soru:
Okuma alışkanlığınız var mı?

Cevap:
Şarj olmadan deşarj olmak mümkün değil. Eskisi kadar okumaya fırsat bulamasam da okumaya devam ediyorum. Çünkü kitap, riyasız bir insan gibi, riyasız insanı da çok seviyorum.

Soru:
Sanata ilginiz ne zaman ve hangi sebeple oluştu?

Cevap:
Aslında sanatkar olacağım 4-5 yaşlarımda belliydi. Oklavayı alır, bağlama yapardım ve o günün türkülerini kendi kafamdaki sözlere göre uyarlardım. Fakat asıl müsebbibim ağabeyim Abdullah oldu diyebilirim. Onun evde bağlama çalması ve daha sonra bu ilhamın ondan bana sirayet etmesi beni bugünlere taşıdı. Ona her zaman minnettarım. Ve halen kardeşlikten öte bir anlayışla icra ettiğim sanatın hak ettiği noktaya gelmesi için mücadele edenlerin başındadır.

Soru:
Hiç unutamadığınız, belkide hayatınızda dönüm noktası denebilecek bir anınız var mı?

Cevap:
En son yaptığım trafik kazası. Ölümle hayatın arasında ne kadar ince bir çizginin olduğunu anladım o gün. Ve kısa zannettiğimiz emellerin de çok uzun olduğunu fark ettim. Bugün ise hakiki ömrümün yaşadığım an olduğunu söylüyorum kendime.

Soru:
Söylemlerinizde sürekli Anadolu değerlerinden bahsediyorsunuz, biraz açar mısınız?

Cevap:
Ben güzele dair ne varsa Anadolu’dan öğrendim, onu bir ana gibi sevdim. Dünyada birçok ülkeyi gezdim, dolaştım fakat aradığım enginliğin ve zenginliğin hepsini Anadolu’da gördüm. Anadolu’yu özümsemek, gelecek nesiller için bir kurtuluş reçetesidir bana göre. Dünyanın güç kabul edilen ülkelerinde, gelişen teknolojinin insanları ne kadar makineleştirdiğini hepimiz duyuyor ve görüyoruz. Mutluluğun, huzurun teknik donanımlarla elde edilmediğini bütün dünya anladı artık. Bu gelişmeler insanı küçültmekten başka bir işe yaramadı. Mesela Mercedesin son modeline binen bir insanı, aracın işlevinden ziyade, aracın ona kazandırdığı prestij ilgilendiriyor. Yani insan araca değil, araç insana biniyor. Bu da çok vahim bir manzara. Veya keşfedilen yeni silahların deneyi için aciz ve savunmasız bir pilot bölge tespit edilip, çocuklar katlediliyor… Bu manzaralar, insanın makineden çok daha değersiz bir hale getirildiğini gösteriyor. Böyle bir dünya düzeninde yaşamaktan utanıyorum. Hele hele bu düzeni, ulaşılması gereken son nokta var sayıp, Anadolu gibi değerler manzumesine sırt çevirenleri gördükçe, tarif edemeyeceğim bir hal alıyorum. Anadolu diyorsam var elbette birçok sebebi. Bugün ben diyorum, yarınlarda dünya diyecek..

Soru:
Hürriyeti nasıl tanımlıyorsunuz?

Cevap:
Hürriyet, köle olmaktan kurtulmak ve en ulu merciye kul olabilmektir. Bir’e kul olan, birilerine kulluktan kurtulur ve hakiki özgürlüğüne kavuşur. Herkes hakiki özgürlüğünü ifade edebilseydi, dünyada sömüren kalmazdı.

Soru:
‘Büyük Gençlik’ olarak tanımladığınız bir idealiniz var, biraz tarif eder misiniz?

Cevap:
Kavramların birbirine girdiği, zehrin reçete diye sunulduğu ve her şeyden önemlisi yaratılış gayesinin tamimiyle zıttından tecelli eden korkunç bir manzarayla karşı karşıyayız. Yıllardır bu manzara karşısında bir şeyler yapılması gerektiğini düşünürken, bir sabah gördüğüm rüyayla, gençlikle alakalı bir aksiyonun başlaması gerektiği telkinini aldım, böylece başlamış oldu…
Bizi yakından takip ederek, çizgimizi benimseyip özümseyenlerle bir çatı altında daha yakın olmayı amaçladık. Daha geniş yelpazede, sınırlar ötesi bir anlayışla uzağı yakına taşımanın bir formülü olmalıydı ve oldu. Bu birlikteliğin adına da ‘Büyük Gençlik’ dedik. ‘Büyük Gençlik’le ilgili detaylar internet sitemizde mevcuttur. Bizi seven herkesi ‘Büyük Gençlik’ kulübüne bekliyor, kenetleşmeyi ve birlikte hareket etmeyi arzu ediyoruz…

Soru:
Dinleyicilerinizden gelen mektupları okuyor musunuz, eleştirileri ne ölçüde dikkate alıyorsunuz?

Cevap:
Gelen mektupların hepsini okuyorum. Eleştirileri de dikkate alıyorum. Olumlu veya olumsuz, her eleştiri dinleyicinin, gördüğü ve duyduğu şeyleri ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor, bu da beni büyük ölçüde motive ediyor ve şekillendiriyor.

Soru:
Aydın, bilge ve medeni insan kimdir?

Cevap:
‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir..’diyor koca Yunus.. Ben de bunun üzerine bir şey demiyorum.
Soru:
İnsanları değişik sınıflara ayıran kriterleri benimsiyor musunuz?

Cevap:
‘Ci’ veya ‘cu’ ekleriyle insanların yaftanmasından hiç hoşlanmıyorum.

Soru:
‘Bilmek’ neyi bilmektir?

Cevap:
Tarihte ilmi ve zekasıyla gönüllerde taht kurmuş bir alimimiz diyor ki, ‘bilmediklerim
ayaklarımın altında olsaydı, başım göğe değerdi…’ Bilmek; çok az şey bildiğimizi bilmektir…

Soru:
Hobileriniz var mı?

Cevap:
Spor yapmayı çok seviyorum…İnternette dolaşıp, sanal hayatta olup bitenleri takip ediyorum zaman zaman…

Soru:
Evlilik hakkında düşünceniz?

Cevap:
Evlilik toplumsal hayatın ve toplumsal huzurun temel öğesidir bana göre…Hele hele hayatın mana boyutunu idrak etmiş olanların kesinlikle nesli devam etmeli ki, meydan ne idüğü belirsizlere kalmasın..Ama bir de işin kısmet boyutu var tabii ki…

Soru:
Eşinizde hangi özellikleri ararsınız?

Cevap:
Öyle bir kadın olmalı ki, kaç çeşit kadın vardır diye sorduklarında, benim kadınım ve diğerleri diyebilmeliyim.

Soru:
Gönlünüzde biri var mı?

Cevap:
Öyle birisi olsaydı, gönül bana ait olmazdı.

Soru:
Şöhret sizde neler değiştirdi, şöhret hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap:
Şöhret hep ayaklarımın altında oldu, ayak altında dolaşmayı da hiç sevmem..

Soru:
Sihir, büyü, kehanet v.s. gibi olgulara inanıyor musunuz?

Cevap:
Var olduğuna inanıyorum fakat itibar etmiyorum.

Soru:
Metafizik nedir size göre?

Cevap:
Mevlana mesnevisinde diyor ki, ‘aşk adına ne söylesem, ne anlatsam hep nafile, aşka geldiğim zaman söylediklerimden utanırım. Bana göre en büyük metafizik ‘aşk’tır.
Soru:
Sırıtanlar ve kırıtanlar, hoplayanlar ve zıplayanlar gibi benzetmeler yapıyorsunuz. Kime ve niçin?

Cevap:
Sanatı, sırıtmak ve kırıtmaktan ibaret sayan herkes bu tanımın içindedir.

Soru:
Bir konser programında, tüm gözler sahnenize çevrildiği zaman ne hissediyorsunuz?

Cevap:
Çok büyük bir sorumluluğun altında olduğumu hissediyorum. Çünkü ağzımdan çıkacak olan yanlış bir ifadenin, sözümü itibara alan birisini etkileyip, onu yanlış bir yola götürmesi, benim felaketim olabilir. Hele hele bu sadece bir kişi değil de, binlerce kişiyse düşünün halimi. Ayrıca seyircilerden gelen tezahüratları da asıl sahibine havale ediyorum her zaman, çünkü ‘gurur adamı vurur.’

Soru:
İçki, kumar, gece hayatı gibi alışkanlıklarınız var mı?

Cevap:
Hepsi de var. Her gün birkaç kadeh çaydan sonra, hayatla kumar oynuyor, gece hayatımda da dostlarla muhabbet ediyorum…

Soru?
Hayat ötesine inanır mısınız?

Cevap:
Bana göre ‘dünya’ hayat ötesi. Gerçek hayat, sevgilinin, bizi cemaliyle şereflendireceği andır…

Soru:
Konservatuar eğitimi aldınız mı?

Cevap:
Almadım. Teknik adam olmak yerine, gönül adamı olmayı tercih ettim.

Soru:
Altyapınızda batı sazları da kullanıyorsunuz, ozanlıkla tezat oluşturuyor mu?

Cevap:
Altyapıda batı sazlarını kullanıyorum tabii ki, çünkü onların beni kullanmasına müsaade etmem.Soru:


Hiç dünya çapında müzik yapmayı düşündünüz mü?

Cevap:
Aslında dünya müziği denilen bir standart yok. Bütün dünya bir şeyi dinlemeye başlamışsa bir anda dinlenen şey ‘dünya müziği’ olup çıkıyor. Yaptığım bestelerin ve güftelerin evrensel boyut taşıdığına inanıyorum. Fakat güzele gayretle ulaşılıyor, bu durumda dünyanın biraz daha gayret etmesi gerek.
Soru:
Dizi veya Film teklifi aldınız mı? Gelecekte böyle bir girişiminiz olacak mı?

Cevap:
Birçok dizi teklifi aldım ama değerlendirmedim. Fakat nasip olursa gelecekte uzun metrajlı bir film çalışmamız olacak.

Soru:
İnsanlar mı size ulaşamıyor, yoksa siz mi onlara ulaşamıyorsunuz?

Cevap:
Bazen her ikisi de.. Fakat bu sıkıntıyı gidermek için ‘Büyük Gençlik’ kulübümüz internet aracılığı ile her gün 24 saat hizmetimizde olacak.. Bu vesileyle her iki taraf da birbirine ulaşacak.

Soru:
Sevgi nedir?

Cevap:
Vecdin iki basamak altıdır. İlgiden sevgiye, sevgiden aşka, aşktan da vecde gidilir…

Soru:
Diğer sanatçılarla ilişkilerinizi hangi ölçüde tutuyorsunuz?

Cevap:
Bütün sanatçı arkadaşlarımızla zaman zaman görüşür sohbet ederiz…Küskün olduğumuz kimse yoktur Allah’a şükür.
Soru:
İnsanlarla ne kadar iç içesiniz ? Toplumdan kopmak doğru mudur?

Cevap:
İşimiz insanla zaten. Toplumdan kopmak, pratikteki realiteden kopmaktır. Onun için bir sanat adamı toplumdan koptuğu ölçüde, sosyal hayat gerçeklerinden uzaklaşmış demektir. Bu gerçekten uzaklaşanların teorilerine ve tespitlerine itibar edilmez. Onun için karşılıklı istifade şarttır.
Soru:
Hayaller ne kadar gerçektir?

Cevap:
Yaşadığımız hayat kadar.

Soru:
Albümlerinizi korsan satanlara, Mp3 indirenlere mesajınız nedir?

Cevap:
Bir hakkı izinsiz kullanıp, ondan çıkar sağlamak bir gasptır bir haksızlıktır. Bu durumda olan arkadaşların kaset veya cd pazarına sekte vurmasından çok, ‘kul hakkı’ gibi bir vebalin altına girmeleri beni çok üzüyor. İnşallah bir an evvel hatalarını anlayıp, meşru bir zeminde helal kazanca yönelirler. Çünkü kul hakkıyla gidenlerin, mahşer günü, hak yediği her kuldan helallik alması gerekiyor, bu da çok zor tabii ki…Ben her şeye rağmen hakkımı helal ediyorum. İnşallah onlar da doğru olanı tercih eder.

Soru:
Hayvanları ve tabiatı sever misiniz?

Cevap:
Hem de çok. Dağları çok severim, hele hele alpleri..Hayvanların arasında da atı çok severim.

Soru:
Müzik tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Cevap:
Anadolu kaynaklı, Türkçe sözlü, evrensel müzik.
Soru:
Tv programlarında yaptığınız konuşmalar izleyenleri çok etkiliyor. İyi bir konuşmacı olmanın püf noktası nedir?

Cevap:
İfade ettiğim her şey, inandıklarım ve yaşadıklarımdan ibarettir. Etkili olmasını da buna bağlıyorum. İyi bir konuşmacı olmanın sırrı da susmayı bilmektir. Hz.Ali’nin dediği gibi, ‘Sükut alimin zineti, cahilin de perdesidir.

Soru:
Kendinizi yakışıklı buluyor musunuz?

Cevap:
Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünürmüş. Bizi sevenlere sormak lazım bu soruyu.
Aşk duygusu ezeldir
Aşksız ömür gazeldir
Çirkin dahi güzeldir
Sevmesini bilince…

Soru:
‘Haydi Anadolu’ eseriniz CHP ve AK parti tarafından kullanılıyor. Birbirine zıt iki partinin bu esere talip olmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Cevap:
Gördüğünüz gibi sevginin sağı, solu belli olmuyor. Demek ki ortak paydalardan yola çıkıldığı vakit, ideolojiler ne kadar farklı olursa olsun, insanlar bir araya gelebiliyor. Anadolu insanının ortak paydası olduğuma inanıyorum.

Soru:
Marka düşkünlüğünüz var mı?

Cevap:
Çarka uymadığım için ‘marka’ saplantım yok. Ama her zaman kaliteden yanayım.

Soru:
Hayranlarınız yaş ortalaması nedir?

Cevap:
‘Star’ların hayranı, gariplerin seveni olur diyorum her zaman…Sevenlerimizin de yaş ortalamasından öte, zeka ortalamasının çok yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Soru:
Diğer sanatçılardan farklı olan hangi önemli yanınız var?

Cevap:
Uğur Işılak olmam…

____________________

iktibas: www.uguisilak.org

7 Yanıt to “60 Soruda Uğur Işılak”

  1. betül said

    siz gerceketen örnek bir sanatcisiniz ve bu zamanda örnek sanatci olmak kolay degildir tesekkürler ugur abi

  2. mustafa said

    şarkıcı olmadan önceki mesleyiniz neddir

  3. daglarinefendisi_ mine said

    harika bir yorumcu ,sair, örnek alinacak bir sanatci, yabanci ülkede yetismis kisiligini kaybetmemis bir abi sana deyil ama sazina sözüme hayranim .) tabii siirlerinede kisaca Ugur isilaga

  4. yasin said

    abi, helal olsun sana senin gibi bir sanatçı gelmez bir daha bu dünyaya başarılarının devamını diliyorum

  5. EYÜP GÖRGÜLÜ said

    abi süpersin ya.olsunda goçsarlı olsun.gadanı alırım

  6. Nurcan said

    Çok güzel ya idolümsün Uğur abi bu kadar güzel cevapları insan düşünse bulamaz ama sen harikasın zaten bunu söylemeye gerek yok…

  7. Hüseyin said

    Bu cevaplarda anca sana yakışırdı abim benim,sen gönüllerdesin merak etme..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: