SÜKÛTUN ÇIĞLIKLARI:.

Çığlıklarımız nostaljiye mahkûm olamaz. Nostaljilere mahkûm duygulardan ne hayır gelir. Bizim çığlıklarımız mazidir, haldir ve istikbâldir.

İslam’ın yükselişinde bayrağı gençler taşıdı

Posted by Mecnûn 14/06/2007

İslam’ın yükselişinde bayrağı gençler taşıdı

Hz. Peygamber (sas), gençleri sorumluluk gerektiren en yüksek görevlere hazırlamış, hiçbir zaman önlerine engel koymamış, bilakis yerleşik anlayışları değiştirerek çok önemli seferlerde sancağı onlara vermiştir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sas), İslam toplumunun şekillenmesinde gençlere büyük görevler vermiştir. Efendimiz (sas), gençlerin kendine güvenli, sağlam bir kişilik geliştirmelerine imkan sağlanmasının önemini çok iyi biliyordu. Resûlullah’ın aşıladığı önemli ilkeler sayesinde gençlik öyle bir seviyeye gelmiştir ki; en zor savaşlara katılmışlar ve düşmanla en ön safta çarpışmışlardır. Gençler, çoğu yaşlı sahabilerden oluşan orduya komutanlık yapmışlardır. Çoğu zamanlarda sancağı Hz. Peygamber’in bizzat kendisi gençlere vermiştir. Tebük Savaşı’nda Beni Neccar Kabilesi’nin sancağını henüz 20 yaşlarında olan Zeyd bin Sabit’e vermiştir. Bedir Savaşı’nda 21-22 yaşlarında olan Hz. Ali’yi sancaktar yapmıştır. Hayber’in fethi esnasında da aynı şekilde Hz. Ali en önemli görevi yerine getirmiştir. Resûlullah, Beni Kudaa üzerine göndermek üzere hazırladığı birliğin sancağını, Usame bin Zeyd’e vermiştir. Bu birlik aralarında Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Ebu Ubeyde gibi muhacirler ve Ensar’dan önde gelen sahabilerin de yer aldığı mücahitlerden oluşuyordu. Sahabilerden bazıları Usame’nin kumandan tayin edilmesini hoş karşılamayınca, Hz. Peygamber onları uyararak, Usame’yi övmüş ve desteklemişti. Rivayete göre, Usame’nin yaşı henüz 18 idi. Diğer yandan Allah Resûlü zeka ve kabiliyetine güvendiği gençlerin ilimde uzmanlaşmaları için ne gerekiyorsa yapmış, özellikle Ashab-ı Suffa’yı özel olarak eğitmiştir.

Hz. Peygamber vahiy katiplerini de genel olarak gençler arasından seçmiştir ve İslam’a davet mektuplarını da gençlere yazdırmıştır. Bazı gençleri de Süryanice ve İbranice gibi, o gün için ihtiyaç duyulan yabancı dilleri öğrenmeye teşvik etmiştir. Bu konuda kendisiyle Yahudiler arasında elçilik yapmak üzere Zeyd bin Sabit’i görevlendirmiştir. Efendimiz (sas), Muaz bin Cebel hakkında; “Ümmetimin içinde helal ve haramı en iyi bilen Muaz’dır” buyurmuştur. Sonuçta ilimde en yüksek dereceye ulaşmış olanların gençler olması, Allah Resûlü’nün bu olumlu yaklaşımından çokça pay alındığını ortaya koymaktadır.

iktibas: Zaman gazetesi Ailem Dergisi

Peki Ashab-ı Suffa Ne demek?

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v.) tarafından Mescid-i Nebevi’nin duvarına bitişik olarak kurulmuş olan ve “suffa” adı verilen gölgelikte yaşayan, genellikle genç ve bekar insanlar grubuna verilen ad.

Bu kişiler Medine’de ailesi olmayan, ticaret, sanat, ziraat, ve başka bir mesleği olmayan sadece suffada yaşayıp İslam’ı öğrenmeye çalışan insanlardır. Vakitlerini Hz.Muhammed(s.a.v)’in çevresinde geçirir ve ondan öğrendikleri ayetleri hemen ezberlerlerdi; Kuran ve Sünnet öğrencileriydiler. Bir yere İslam’ı öğretmek için öğretmen gönderileceği zaman onların aralarından seçilirdi.

Ebu Hureyre(ra) de suffa da yetişmiş kişilerdendir.

iktibas: wikipedia.org

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: